...SeN ve BeN....

27/4/2008 - YaZıLMaMıŞ ŞiiR



Kalemi, kağıdı ve aşkı ne çok severim bilir misin? Konu aşk olduğunda yazılar her zamanki seyirlerinin dışına çıkar, yüreğimden taşınca beynimin kıvrımlarına uğramadan doğruca kalemin ucuna, oradan da kağıda dökülürler. Yanlış anlama sakın, konu aşk olunca yazılar yürektendir, ama yürekten taştığı kadardır, yürekte olduğu kadar değil...

Günlerden hangi gündü, hatta mevsim neydi, kaç yıl önceydi hatırlamıyorum; aşkın adı sen olmuştun. O günden beri sen deyince aşk gelirdi, aşk deyince sen gelirdin akla. Yine hatırlamıyorum hangi uykusu kaçmış geceydi, elimde kalem, önümde kağıt, yüreğimde aşk vardı. Aşkın adı sendin, senin adın aşktı. Kalemim, kağıdım vardı ve sen vardın gecemde.

Kağıdın rengi geceye inat bembeyaz, kalemin ucu geceyi kıskandıracak kadar siyah, yüreğim ise fırtınalı denizler gibi dalgalıydı. Yüreğimde şiirler kaynıyordu. Tek yapmam gereken kalemimi yüreğimin dalgalarına uygun bir ahenkle hareket ettirerek siyahı beyazla birleştirmekti. Aşk yazıya dökülecekti. Okuyanlar seni görecekti yazıda.

Henüz adını bile bilmiyordum. Zaten kaç kere görmüştüm ki seni? Her görüşümde adımlarım titreyerek düşmüştüm peşine sana fark ettirmemeye çalışarak, uzaktan ve korkarak... Ne çok utanırdım kendimden böyle yapınca. Bir kere bile seninle konuşacak cesareti bulamadım kendimde; kalbim durur diye korkuyordum bana gülümsersen, hele bir de gülmezsen... Hem adını bilsem ya da bilmesem ne değişirdi ki? Ben sana “rüzgarın kızı” diyecektim şiirimde. Sen her seferinde rüzgar gibi geçmiştin gözlerimin önünden ve rüzgar ekin tarlaları gibi okşardı saçlarını.

Bir şiir yazmak istedim sana. Yazamıyordum bir türlü. Kalemim uymuyordu yüreğimin dalgalarına. Yüreğim de izin vermiyordu, dalgalıydı ama bir türlü taşmıyordu, fırtınalar içinde saklı kalsın istiyordu.

Kalemimi beyaz sayfanın üzerine bıraktım. Oturduğum sandalyeden kalktım ve pencereye yöneldim. Pencereden bakınca sayfanın neden beyaz kalması gerektiğini anladım. Mevsim artık sonbahardı. Yanağımdan süzülen gözyaşları gibi, yüreğimden dökülen şiirler gibi, sonbahar yaprakları dökülüyordu birer birer sonbahar rüzgarının etkisiyle. Yüreğim o yapraklara takılmıştı. En güzeli içini yapraklara dökmekti, şiiri sonbahar yapraklarına yazmak. Rüzgar, kızını kıskanmıştı...

Yazılmamış Şiir...

Bir şiir yazmak istedim sana,
Yaşanmamış anıları,
Söylenmemiş sözleri,
Sanki yaşanmış, söylenmiş gibi,
Anlatamazdım mısralarımda...
Yazılmamış bir şiirim var sana,
Söylenmemiş mısralarında,
Aşkı anlatamadığım...
Bir sonbahar rüzgarının,
Kıskanarak benden aldığı,
Bir sonbahar yaprağında...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/4/2008 - YaNGıN




Sensiz bu yürek
Yanacaksa eğer
Bırak yansın

Sen yürek yakansan
Ben yangına aşinayım...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/4/2008 - YaLNıZıM




Yürüyorum... Ellerim cebimde...Sanki cebimde yüzlerce şiirin kelimeleri, aklımda olmaları gerekirdi oysa. Düşmesinler diye sıkı sıkı tutuyorum ellerimle cebimde. Nereye mi gidiyorum? İnanın ben de bilmiyorum. Hayat bilinmezler toplamı değil mi zaten?


Köşeli kaldırım taşlarından yapılmış bir yol, her iki tarafında ağaçlar, ağaçların bir kısmı biraz yukarıda birleşmişler; birleşmeyenler birleşebilmek için yeterince büyümeyi bekliyorlar gibi. Bir arada olmak ve öyle kalabilmek için yeterince büyük olmak lazım ve ben daha büyümedim galiba, yoksa bu yüzden mi? ..

Dökülen birkaç yaprak, hele bir tanesi düşerken saçlarımı okşadı sanki, hiçbir bedel istemeden. Hem de düşerken, belki bir süre sonra ayakları altında kalacağı bir insanın saçlarını okşadı kurumuş bir yaprak. Sevdiklerim habersiz olsa da sevmelerimden, sevdiklerim böyle olsun istedim hep, ben istemeden ve karşılık beklemeden...Çok mu şey istedim, yoksa bu yüzden mi? ..

Ağaçlarda kuşlar, çoğunun adını dahi bilmiyorum; sevdiğim kadınlar kadar çoklar neredeyse, bir kısmının adını dahi bilmediğim. Daldan dala konuyorlar hep, hangi dalı en çok seviyorlar acaba? Benim gönlüm de kuşlardan farklı değil ki, yoksa bu yüzden mi? ..

Rüzgar esiyor, hayır dans ediyor; bazen de yürüyen bir güzel gibi salınıyor kendinden emin. Rüzgar esiyor, verdiği ferahlık bir teselli gibi gönüllere. Ben de aradım esen her rüzgarda başka bir teselli, yoksa bu yüzden mi? ..

Nedeni önemli değil... Gerçekten...

Yürüyorum, hayatın bir gerçeğini anlamış olmanın yükü omuzlarımda, ellerim cebimde, kalbim yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden... Yürüyorum bilinmezliğe... Gözlerim dolaşırken yorgun ufuklarında akşamların, doğayı yaşarken ve etrafımda insanlar varken anladım bu gerçeği, en çok da insanlar varken...Nasıl anlardım başka türlü? .. Yürüyorum... Yalnızım...

Yalnızlık...

Uçsuz bucaksız mavi deniz,
Gökteki sayısız yıldız,
Bulut, ay, güneş, rüzgar,
Ve etrafımı saran insanlar!
İyi ki varsınız,
Yanımdasınız
Yalnızlığımı nasıl anlayacaktım
Olmasaydınız...?

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/4/2008 - YaĞMuRuN KoKuSu




Hani ıslatır da yağmur toprağı
Derinden buram buram bir koku
Duyarsın yüreğinle
İşte öyle bir koku geliyor
Derinden, yüreğimden

Yağmur yok oysa
Bulut ta yok havada
Demek yürek ıslanmış
Kalbe yağmur yağmış
Yürek ıslanınca topraktan
Daha derin kokarmış
Gözlerden akamayan yaşlar
Gönle doğru taşarmış...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

SeNi SeVMeNiN Bu KaDaR GüZeL oLaCaĞıNI BiLSeYDiM ..... 34 mekan 01 vatan

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

yagmurtuana
metin ilhan
Blogcu Yardım
bjkferit
mehmetatesoglu
serap yagmursuz
suskunumsana
gizemsi
lostlife
violet0808
sessizkaldim